Fenerbahçe Vapuru

Fenerbahçe Vapuru İstanbul Fenerbahçe Vapuru

Fenerbahçe Vapuru İngiltere’de Denny Dumbarton tezgâhlarında 1953 yılında yapılmıştır. Köprü, Adalar, Yalova, Sirkeci-Kadıköy hatlarında çalışmak üzere 14 Mayıs 1953’te hizmete girmiştir.

Vapur 994 grostonluk olup, uzunluğu 76.86 m., genişliği 12.00 m. dir. Derinliği 3.73. m.dir. Vapurun her biri 1.500 beygir gücünde iki adet Denny Sulzer motoru vardır. Çift uskurlu olan vapur saatte 17–18 mil hız yapmaktadır.

Osmanlı döneminde İdare-i Mahsusa’nın yandan çarklı bir Fenerbahçe vapuru daha vardı.

Yerebatan Sarnıcı Müzesi

İstanbul Yerebatan Sarnıcı Müzesi Eminönü Yerebatan Sarnıcı Müzesi özellikleri Yerebatan Sarnıcı Müzesi tarihi
Yerebatan Sarnıcı Müzesi (Eminönü)

İstanbul ili Eminönü ilçesi Yerebatan Caddesi’nde bulunan Yerebatan Sarnıcı 1985–1988 yılları arasında İstanbul Belediyesi tarafından temizlenmiş, onarılmış ve müze olarak ziyarete açılmıştır. Günümüzde Sultanahmet’e en çok ziyaretçi çeken ve çeşitli etkinliklerin yapıldığı bir kültür mekânıdır.

Kapalı Bizans sarnıçlarının en büyüğü olan ve “Yerebatan Sarayı” diye isimlendirilen bu sarnıcın ilk defa I.Constantinus tarafından yapıldığını, sonraki yıllarda da Iustinianus tarafından genişletildiğini tarihi kaynaklarda belirtmektedir. Yine kaynaklardan, sarnıcın üzerinde yüksek bir kaide üzerinde Hz.Süleyman’ın bronz heykelinin bulunduğu ve İmparator Vasil (867–886) tarafından kaldırılarak eritildiği ve yerine kendi heykelinin konulduğunu öğreniyoruz.

Bu sarnıç, yakınındaki İllius Basilikası’ndan ötürü Basilika Sarnıcı ismiyle tanınmıştır. Buradaki sular, Bozdoğan ve Malova kemerleri aracılığı ile Eğrikapı su dağıtım merkezinden gelmektedir. Sarnıcın plânı I.Dünya savaşı sırasında Alman denizaltıcıları tarafından çıkartılmıştır. Buna göre sarnıç, 140 x 70 metre ölçüsünde olup, 9800 m2’lik bir alanı kaplamaktadır. İçerisinde beşer metre yüksekliğinde, her dizide 28 tane olmak üzere 12 sütun dizisi bulunmaktadır. Birbirlerinden dörder metrelik aralıklarla sıralanan bu 336 sütunun arasında bazı devşirme mimari parçalara da rastlanmaktadır. Sütunlar üzerinde korint tarzının bozulmuş şekli olan kompozit başlıklar bulunmaktadır. Sarnıcın üst örtü sistemini, düzgün kemer ve tonozlar meydana getirmektedir.

1544–1550 yıllarında P.Gylles, sarnıç içerisinde oldukça büyük balıkların dolaştığından bahsetmektedir.

Abdülmecit döneminde (1823–1861) sarnıcın üzerindeki ağırlığı taşıyabilmesi için güneybatı cephesine bir duvar yapılmış ve bu nedenden uzunluğuna 18, genişliğine de 5 sıra sütun bunun arkasında kalmıştır. Bundan sonra, sarnıcın üzerindeki alanda birçok binalar yapılmış, ancak Cumhuriyet döneminde bu binalar kaldırılarak yeşil alan haline getirilmiştir.

İstanbul Belediyesi’nin son yıllarda yapmış olduğu onarım sırasında sarnıcın içerisi tamamen temizlenmiş ve tabanının muntazam tuğla ile döşeli olduğu görülmüştür. Bu onarım sırasında sarnıcın güneybatı köşesinde, geç dönemde yapılan dolgu duvarının arkasındaki sütunların kısa gelen gövdelerini yükseltmek için bunların altına kaide olarak Roma dönemine ait mermer bir anıtın parçalarının konulduğu görülmüştür. Bunlar Medusa veya Gorgo başları olup, Geç Antik Çağda İstanbul’daki bir anıtı süslüyordu.

Yerebatan Caddesi No:13, Sultanahmet, Eminönü

Patlıcanlı Adana Kebap

Patlıcanlı Adana Kebap tarifi Patlıcanlı Adana Kebap yapılışı Patlıcanlı Adana Kebap nasıl yapılır

Patlıcanlı Adana Kebap Malzemeleri
2 adet patlıcan
1 çorba kaşığı Teremyağ
2 çorba kaşığı un
1 çay bardağı kaşar peyniri
1 su bardağı süt
1/2 demet maydanoz
2 diş sarımsak
Tuz
Köftesi için:
750 gr. yağlı kıyma
1/2 su bardağı su
Tuz
Karabiber
Kırmızıbiber

Patlıcanlı Adana Kebap Yapılışı
Patlıcanları közleyip soyun. Unu yağda kavurun. Patlıcanları ezip içine atın. Beş dakika kavurup süt ve rendelenmiş kaşarı ekleyin. İnce kıyılmış maydanoz ve sarmısağı ekleyin, servis tabağına alın. Kıyma, su, tuz ve baharatları iyice yoğurun. Harçtan parçalar koparıp elinizle şekil verin. Yağsız olarak arkalı önlü kızartın. Daha sonra patlıcanların üzerine koyarak servis yapın.

İtfaiye Müzesi

İstanbul Kont Szchenyi İtfaiye Müzesi (Fatih) İtfaiye Müzesi özellikleri İtfaiye Müzesi tarihi
Kont Szchenyi İtfaiye Müzesi (Fatih)

ili Fatih ilçesi, Saraçhanebaşı’nda, İtfaiye Caddesi üzerinde bulunan bu müze ilk kez 1928 yılında İstanbul Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’ne bağlı olarak kurulmuştur. Ancak müzenin ziyarete açılması 1932 yılına kadar uzamıştır. Müze zamanla da ziyarete kapatılarak depo konumuna getirilmiştir. Belirli zamanlarda yapılan onarımlardan sonra müze 1992 yılında yeniden ziyarete açılmıştır.

Müzenin ilk ismi İtfaiye Müzesi idi. Ancak bu isim 1998 yılında Kont Szechenyı İtfaiye Müzesi olarak değiştirilmiştir. Bunun da nedeni, Sultan Abdülaziz’in emri ile1871’de İstanbul’da çıkan büyük yangından sonra, yangın güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesi ve İtfaiye Teşkilatının organizasyonu için Kont O.Szechenyı İstanbul’a Macaristan’dan davet edilmiştir. Kont O.Szechenyı İtfaiye teşkilatının askeri bir disiplinle çalışabilmesi için bir takım esaslar hazırlamıştır. Bunun yanı sıra dört kara bir de deniz yangın söndürme taburları kurmuştur. Başarısından ötürü de kendisine paşalık unvanı verilmiştir.

Müzede sergilenen itfaiye teşkilatı ile ilgili eserler Milli Saraylar Daire Başkanlığı’ndan, İstanbul Müftülüğü’nden ve şehrin çeşitli itfaiye teşkilatlarından temin edilmiştir. Bunların arasında Osmanlı döneminden başlayarak günümüze kadar gelen itfaiye araç ve gereçleri, tulumbalar bulunmaktadır.

Günümüzde 450 m2’lik bir alanı kaplayan binin üzerindeki objenin sergilendiği müzede Sultan III. Murat’ın (1574–1595) yangın önleme ve söndürme amacı ile çıkardığı fermandan başlayarak bu konudaki günümüze kadar gelen gelişmeler kronolojik olarak sergilenmiştir. Osmanlı döneminde yangın güvenlik önlemi olarak kullanılan su fıçısından başlayarak ilk motorlu itfaiye aracına kadar kullanılan söndürme cihazları, tulumbacılara ait malzemeler ve mankenler eşliğinde elbiseler müzede sergilenmektedir. Bunların arasında mahalle ve askeri tulumbalar, hidroforlu tulumba, ilk motorlu pompa, atlı tulumba arabası, bez sarnıç, merdiven, itfaiye fenerleri, teneke ibrikleri, can kurtarma ipi, maske filtresi, telefon santralı, taksim muslukları, semt tulumbaları bulunmaktadır.

Ayrıca Haliç feneri yangını (21 Eylül 1941), Haydarpaşa Silo Yangını (25 Ağustos 1941), İstanbul Adliye Binası yangını (4 Aralık 1933), Atatürk’ün kız kardeşinin yalısında çıkan yangın (18 Kasım 1928), Peter Zoraniç gemisi yangını (22 Ocak 1992), İstinye Yangını (19 Aralık 1960), Arnavutköy Yangını (11 Kasım 1928) ile ilgili fotoğraflara da yer verilmiştir.

İtfaiye Caddesi No: 9 Fatih

İstanbul’da yapılan Hanlar

İstanbul’da yapılan Hanlar  istanbul hanları  istanbul da sonradan yapılan hanlar
19. uncu yy. dan sonra yapılan Hanlar:
Bereket Han
Galata’ta Bankalar Caddesi ile Galata kulesi sokağı ve Kart Çınar Caddesinin arasındaki adanın ucundadır. Galata Cenovalıların idaresi altında iken podestanın ikamet ettiği,1304 de inşa edilmiş olan Cenova sarayı (Palazzo del Comune)’nın yerine yapılmıştır. Saray 1315 de yanmış 1316 da gotik tarzda yeniden inşa edilmiştir. Fetihten sonra da Ceneviz cemaatinin idare merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. Hanın arka duvarlarında bu saraya ait duvar izleri bulunmaktadır. 19. uncu yy. da orijinal hali bozularak Francini Hanı diye adlandırılarak han olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1880 de Voyvoda Caddesinden tramvay yolu geçirilirken hanın ön kısmı yıkılmıştır. Yeniden düzenlemeden sonra Bereket Han adını almıştır. Avlusu olmayan ve iş hanı olarak inşa edilmiş olan bu yapı beş katlıdır. Bankalar Caddesine açılan alt katta iki mağaza,üst katlarda ise birbirleriyle içeriden bağlantılı bir koridor üzerine dizilmiş odalardan meydana gelen bir plânı vardır.

Büyük Balıklı Hanı
Galata’da Kemeraltı Caddesi ile Aynalı Lokanta,Arşın Çıkmazı ve Leblebici Şadan sokaklarının çevrelediği adadadır. Fetihten hemen sonra burada bulunan ahşap bir binada hastahane olarak hizmet ,daha sonra yanan bu bina yenilenmiş ve faaliyetine 1753’e kadar burada devam etmiştir. Bu tarihte İstanbul Limanına gelen gemilerdeki hasta gemicilerin tedavi edildiği bu hastahane birtakım bulaşıcı hastalıkların şehre yayılmasını engellemek için şehir dışına çıkarılmış ,bina da yıkılmıştır. Daha sonra bu hastahane arsasının üzerine Patrik II. Yoakim tarafından İstanbul’un19.uncu yy. Rum zenginleri olan Zagforos,Zarifi,Hacopulo,
Kasonova,Rali ve Koronos’un bağışlarıyla 1875 de Balıklı Rum Hastahanesine akar olmak üzere Mimar Ariditi Razi’nin projesi ile bu han yapılmıştır. Günümüzde de Balıklı Rum Hastahanesinin Vakfıdır. Avluyu çevreleyen bir duvardaki kitabede de yapılış tarihi olan 1875 yazılıdır. Ortasında avlusu olan dikdörtgen planlı bu han zemin ile birlikte dört katlıdır. Zemin katta biri avluya diğeri ise sokağa açılan iki dükkan sırası bulunmaktadır. Üst katlardaki odalar avluyu çepeçevre çeviren bir koridor üzerindeki yuvarlak kemerli revaklara açılmaktadır.
Neo-Klasik üsluptaki bu hanın avlusundaki mermer fıskiyeli bir havuz bulunmaktadır. Han odaları içeriden demir dışarıdan cam-ahşap kanatlı kapılarla revaklara açılmaktadır. Odaların sokağa bakan pencereleri içeriden basık kemerlidir.

Generali Han
Bankalar Caddesi,Bereketzade Medresesi ve Billur Sokakların arasındaki adaya kaplayan bu han 1900 lü yılların başında Sigorta Şirketi olan “Assikurazioni Genarali” tarafından Mimar G. Mongeri’ye yaptırtılmıştır. Bir zemin kat üzerine beş kat olarak inşa edilmiş bu hana sonradan bir kat daha ilave edilmiştir. Kesme taş kaplı olan dört cephesi de sütun,kemer silmelerle hareketlendirilmiş olup Barok mimarinin en güzel örneklerinden birini gösterir. Çifte sütunların ve üzerlerindeki yarım yuvarlak kemerlerle bölünen cephede iki katlı dikdörtgen pencereler muntazam olarak bir birlik içinde sıralanmıştır. Cephedeki giriş Art-Nouveau tarzında,iki yivli payenin çevrelediği yuvarlak bir kemerin içindeki bitki motifleri ile bezenmiş demir bir kapı ile sağlanmaktadır.

Gold Dreams Otel

Aydınbey Gold Dreams Otel Alanya Gold Dreams Otel Alanya  Gold Dreams Otel bilgileri
Otel Adı:
Aydınbey Gold Dreams Otel Alanya Antalya

Gold Dreams Otel Bilgileri: Aydınbey Gold Dreams Otel Antalya havaalanına 110 kilometre ve Konaklı’ya 2 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Otelin toplam 315 odası vardır. 5 yıldızlı standartlara sahip olan Aydınbey Gold Dreams Otel’in bütün odaları modern ve oldukça lüks bir şekilde dizayn edilmiştir. Bu odaların içerisinde klima, minibar, saç kurutma makinesi, kasa, direkt hatlı telefon, uydu bağlantılı televizyon, radyo, duman dedektörü ve alarmlı saat gibi birçok donanım bulunmaktadır. Otelin genel özellikleri içerisinde televizyon odası, kuaför, oyun odası, kuru temizleme, çamaşırhane, kuyumcu, 24 saat oda servisi, bebek bakıcısı, otopark, market, sinema, internet bağlantısı, alışveriş mağazaları, ütü servisi, açık ve kapalı yüzme havuzu, çocuk havuzu, ısıtmalı havuz, masaj odaları, Türk hamamı, jakuzi, güzellik salonu, sauna, aquapark, spor salonu, masa tenisi, disko, bilardo, squash, tenis kortu, okçuluk, plaj voleybolu, animasyonlar, voleybol sahası, basketbol sahası, çocuklar için oyun parkı, rüzgar sörfü, jet ski, muz, kano, restoran, bar, kafeterya, lobi bar, havuz bar, disko, sahil bar, şarap evi ve 2 adet 150 kişi kapasiteli toplantı odası bulunmaktadır. Bu odalar bir toplantı için gerekli olan bütün donanımları rahatça karşılayabilecek donanımlara sahiptir.

Gold Dreams Otel Adres : Turkler Beldesi / Alanya / Antalya

Fatih Sultan Mehmet Türbesi

Fatih Sultan Mehmet (Sultan II. Mehmet) Türbesi (Fatih) İstanbul Fatih Sultan Mehmet (Sultan II. Mehmet) Türbesi (Fatih) Fatih Sultan Mehmet Türbesi  nerde

İstanbul ili Fatih ilçesinde, Fatih Camisi’nin Kıble avlusunda bulunan ilk türbe Fatih Sultan Mehmed’in ölümünden sonra yapılmıştır. Yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bu türbe 1766 depreminde cami ile birlikte yıkılmıştır. Cami ve türbeyi Sultan III. Mustafa (1757–1774) devrin barok üslupta, geniş saçaklı ve revaklı olarak Mimar Mehmed Tahir Ağa’ya 1766 yılında yeniden yaptırmıştır. Hüseyin Ayvansarayi’nin belirttiğine göre türbenin ikinci kez yapımına 6 Aralık 1766’da başlanmış ve 27 Nisan 1767 yılında tamamlanmıştır. Buna göre türbe 4 ay 22 günde tamamlanmıştır. Cami ise 1771 yılında tamamlanmıştır. Cami öncekinden daha genişletilmiş bu arada Fatih Sultan Mehmed’in gömülü olduğu bölümün mihrap altında kaldığı, türbeden mihrap altındaki asıl türbeye uzanan bir dehliz bulunduğu ve bugünkü türbenin ise sembolik olarak yapıldığı iddia edilmiştir.

Türbe 1782 Cibali yangınında içerisindeki eşyaları ve sandukası ile birlikte yanmıştır. Bunun üzerine Sultan I. Abdülhamid (1774–1789) türbeyi yeniden onartmıştır. Yanan sanduka yenilenmiş, kapı söveleri üzerine de bu onarımı belirten 1784 tarihli bir kitabe yerleştirilmiştir.

Kitabe:

“Cenab-ı Hazret-i Abdülhamid Han kaldırıp tekrir
Bu pûr nur merkade bû âyeti vazetti ibret gir h.1199.”

Türbe Sultan Abdülaizi döneminde bir kez daha onarılmış, içerisine altın varaklı nakışlar ve sürme pencereler yapılmıştır. Meşrutiyet döneminde Sultan V. Mehmed Reşat (1909–1918) türbenin iç bezemelerini, kalem işlerini bir İtalyan dekoratöre yeniden yaptırmıştır. Bundan sonra İstanbul’un 500. Fetih Yıldönümü Kutlamaları sırasında 1953 yılında, sonra da 2004 yılında yeniden onarılmıştır.

Türbe kesme taştan, 11.35 m. çapında bir daire çevresinde on kenarlı bir plana sahip olup, cephesi tamamen mermer kaplıdır. Üzeri kubbe ile örtülmüştür. Giriş kısmında kapı üzerinde Barok üslupta çok sık kullanılan dalgalı, ahşap bir saçaklık iki sütun üzerine yerleştirilmiştir. Bu sütunlar yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. Sütunların yüksek kaideleri ile köşelerinde yaprak motifleri bulunan başlıkları vardır. Revakın arkasındaki iki renkli mermerden örülmüş kemerin üzerine de bir Besmele yazılmıştır. Zengin dekorasyonlu bu revaktan sonra camekânlı bir bölüme girilmektedir. Buradaki kapının üzerine Ankebut suresinden alınmış olan ve mealen her canlı ölümü tadacaktır anlamında sözler yazılmıştır. Türbenin üzerini örten kubbe yarım daire kenarlara ve pencereler arasındaki ayaklara dayanmaktadır.

Türbenin içerisi, kubbe ve duvarlar XIX. yüzyılın sonlarına ait kalem işleri ile bezenmiştir. Burada Rumiler, palmet ve lotus motifleri de görülmektedir. Pencerenin üzerine gelen yere de pano halinde Hattat Abdülfettah Efendi’nin yazdığı Fetih suresinin ilk beş ayeti celi-sülüs ile yazılmıştır. Pandantiflere de İsm-i Celâl, İsm-i Nebî, Cihar-yar Güzin, Sa’d ve Sait isimleri madalyonlar içerisine yerleştirilmiştir. Bunların çevresi Rumilerle bezenmiştir. Türbe girişinin sağındaki levhaya Abdülhak Hamid Tarhan’ın “Merkad-ı Fatih’i Ziyaret” isimli şiiri yazılıdır.

Fatih Sultan Mehmed’in sandukasının etrafı gümüş bir çerçeve içerisine alınmıştır. Sanduka sim işlemeli bir puşide ile örtülmüştür. Baş ve ayakucuna gümüşten birer şamdan yerleştirilmiş, kubbeye büyük bir avize asılmış, pencereler de hakiki kadife perdelerle örtülmüştür. Türbe içerisinde Fatih Sultan Mehmed’in dışında başka bir mezar bulunmamaktadır.

Türbe günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde olup, 1953 yılından bu yana ziyarete açıktır.